• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Araçlar

engincivan.net

Çar
18
Ekim
BOGOMİL’ler Nerede? PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Salı, 16 Nisan 2013 16:23
Zaman zaman bu köşede entelektüel konulara değiniyorum. Yıllardır merak ettiğim bir konuda yazmak şimdi nasip oldu.

Bogomiller özelikle Osmanlı öncesi Bulgaristan’da yaygın bir tarikat. Bogomilleri anlamadan önce İlk Hristiyanlık dönemi Orta Doğu’ya seyahat etmekte yarar var.

Maniler:

M.S. 200 yıllarda Mani isimli bir İranlı Buda, Zedüşt ve İsa’nın öğretisinin yetersiz olduğunu iddia ederek yeni ve başarılı bir din kurar. Din dualistik ( ikilemli ) bir inanç yapısına sahiptir. En önemli yapısal noktası ‘Şeytan’ın Kaynağı’ varsayımıdır.Manişeizm saman alevi gibi Orta Asya’dan Roma’ya kadar hızla yayılır. Hem İran’da hem Avrupa bu inanç sahipleri keskin bir şekilde cezalandırılıp öldürülürler.

Son Güncelleme ( Salı, 16 Nisan 2013 16:26 )
Devamını oku...
 
Öcalan Mektubunu Kıbrıs’tan Postaya Verebilirdi PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Çarşamba, 27 Mart 2013 16:30
İlginç zamanlardan geçtiğimiz kesin. Türkiye’de mükemmel yürümese de bir barış süreci yaşanıyor. Türkiye’nin yanı başında bomba üstüne bomba patlıyor. Suriye iç savaşı devam ederken Kıbrıs patladı.

Öncelikle belirteyim: Ne olursa olsun barışı ve diyalogu destekliyorum. Türkiye gibi eli kimin cebinde olduğu belli olmayan bir ülkede bu süreci yürütmek zor. Değişik ellerin değişik ceplerde gezdiği ortamda o ellerin medya uzantıları da işin içine girince ‘sapla saman’ tam bir aşure olmakta.

Silah artı uyuşturucu artı insan kaçakçılığının yarattığı 20 milyar ranttan fedakarlık etmek her baba yiğidin karı değil. Bu nedenle barış süreci boyunca her türlü dezenformasyona hazırlı olmakta fayda var.

Devamını oku...
 
Obama’nın Tepsisi PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Cuma, 22 Şubat 2013 16:06

Zenci başkan Obama 2. dönemine gireli bir aydan fazla oldu. Yemin töreni az görkemli fakat samimi bir havada geçti. Hafızamda kalan tek görüntü Obama’nın Üst Mahkemenin baş hakimi karşısında yemin ederken, eşinin tuttuğu üst üste konmuş iki İncil’e el basmasıydı. Ama ne İncil’ler !!! Birisi asırlar önce köleliği kaldıran Lincoln’ün diğeri zencilere medeni haklarını kazandıran lider Martin Luther’in kişisel kutsal kitapları. Tabii yemini eden kişinin göbek adı Hüseyin olunca kare bir başka renkleniyor.

Konunun birde mizahi tarafı var; Süper güç ABD başkanının yemin törenindeki bu fotoğrafı bile ABD konusunda her gün komplo ahkamı kesen medya esnafının hafızalısını aşıyor.

Mezeler:

Keyifli bir akşam yemeği öncesi masaya gelen meze tepsisi vardır ya. İşte Başkanlarında buna benzer seçenekleri olmakta. Birinci dönem başkanlar genelde daha aç ve daha sabırsız müşterileri anımsatır.

Bir çok mezeyi seçerler ve yiyebileceğinden daha fazlasını masaya koydururlar. İkinci dönem başkanlarının gözü toktur. Siyaseten kendilerini kanıtlamışlardır. Üçüncü defa seçilme olasılıkları yoktur, siyasi işportacılıktan uzaktırlar.( Mr. Ironhand kulakların çınlasın). İkinci dönem başkanlar meze tepsisinde daha akılcı seçeneklerle yoğunlaşırlar.

İkinci ve son dönem başkanları ulvi, kalıcı ve yapısal konulara eğilirler ve derin toplumsal konularla güreşirler. Obama’nın yemin töreninden sonra birkaç hafta önce mecliste yaptığı konuşmada ikinci dönem başkanlarının ruh haliyle ilgili yeterince ip ucu vardı.

Son Güncelleme ( Cuma, 22 Şubat 2013 16:13 )
Devamını oku...
 
Amerika’nın Nesi Var? PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Çarşamba, 09 Ocak 2013 17:33
Amerika’nın fesi yok ama çok ciddi problemleri var. Üstelik problemlerin çoğu yapısal ve düzeltilmesi için ciddi toplumsal uzlaşma gerekmekte.

Bu analizde sizlere Amerika hastalığının kökünde yatan nedenleri açıklamaya çalışacağım.

Önce Kuşaklar Arası Çatışma:

1984 senesinde net varlık olarak 65 yaş ve üzeri Amerikalıların $ 120 bin doları vardı. 35 yaş ve altı Amerikalıların net varlığı $11 bin 500 dolardı. 2009 yılına geldiğimizde aynı rakamlar $170 bin ve $ 3 bin 600. Açıkçası çeyrek yüzyılda yaşlı Amerikalılar biraz daha zenginleşirken genç kuşak korkunç bir varlık kaybına uğramış. Güncel rakamlar elimde yok ama sanıyorum gençler bugünlerde sıfır veya sıfırın altında. Başka bir deyişle yaşlı Amerikalıların net varlığı ( Varlıklar- Yükümlülükler ) yüzde 42 artarken genç Amerikalıların ki yüzde 68 düşmüş.

Yukarıda ki paragrafta açıklamaya çalıştığım kuşaklar arası fark öncelikle özel eğitim giderlerinden kaynaklanmakta. Amerika’da yüksek öğretim masrafları el yakıyor. O kadar ki şu anda borçlanıp üniversiteyi bitiren gençlerin toplam öğrenim kaynaklı borcu 1 trilyon dolar ve toplam tüketici borcundan daha fazla.

Yüksek ücretli yeni iş imkânları açılmadığı için mezunlar düşük ücretli işlerde çalışıp bocalıyorlar ve nakit akışları tutarsız olduğu için borçlarını ödemekte zorlanıyorlar.

Genç nesilde bu konuda henüz bir siyasi organizasyon yok. Yaşlılar çok daha organize oldukları için emeklilik, sağlık ve sosyal güvence konusunda taviz vermiyorlar. Parlamento çoğunlukla yaşlılardan oluştuğu için gençlerin geleceklerinin giderek daha büyük ipotek altına alınmasına dur diyen yok.

Genç nesilde bu bilinçlenme yükseldiği zaman ABD siyasetinde havai fişeklere hazır olun.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Mayıs 2013 18:28 )
Devamını oku...
 
2013 PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Çarşamba, 19 Aralık 2012 22:47
Taşrada bir sirk düşünün. Çadır tıklım, tıklım dolmuş. Gösteri başlamadan az önce kuliste yangın çıkar. Panik halindeki sirk direktörü, kıyafetlerini giymiş hazır bekleyen palyaçoyu sahneye sürer. Seyircileri uyarmasını söyler. Palyaço seyircileri derhal salonu terk etmeleri için uyarır. Seyirci, uyarıyı sirk programının açılışı sanır. Palyaço el kol hareketleri yaptıkça seyirciler gülmekten kırılıp geçerler. Çaresiz palyaço uyarıların dozajını artırdıkça seyircilerin kahkahaları coşar. Kısa süre sonra alevler bütün binayı ve seyircileri sarar. 

Yukarıda aktardığım alıntı tanınmış filozoflarından Danimarkalı Kierkegaard’a aittir.

Palyaço Neyin Sembolü Olabilir?

Palyaço sahneye fırlamadan önce üzerindeki giysileri çıkarmayı akıl etse, acaba seyircileri yaklaşan alevlere karşı uyarabilir miydi? Komik olması gereken ve güldürü görevini üstlenmiş bir palyaço, seyircilerin beklentisini, giysilerini değiştirerek, kırabilir miydi? İnsanlar kurtarılabilir miydi? Bilinmez. Bilinen, medyatik 21.yüzyılda, görüntü ve gerçeğin bir gergef gibi nasıl iç içe geçtiği.

Örneğin o palyaço bir politikacı olabilir. Bir ‘Medyacı’ olabilir. Ya da hükümran elitlerin üzeri çikolata kaplı içi ‘rehavet’ kreması doldurulmuş profiterolü olabilir. Yorumunuz sahneye nereden baktığınıza bağlı.

Bir yılı daha geride bırakırken her zaman yaptığım gibi geleneksel palyaço andırışmasıyla yılın son yazısına kaleme aldım.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 19 Aralık 2012 22:50 )
Devamını oku...
 
Zinanın Beyin Kimyası PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Pazartesi, 03 Aralık 2012 16:57
Öğrencilik yıllarında belediye otobüsünde yaşlı teyzelerin yaşam üzerine kehanetlerine şahit olurduk.‘Bina ve zina arttı, ahiret günü yakındır’ . O yıllar geride kaldı, inşaatlar tam gaz, henüz görünürde kıyamet yok. Geçtiğiz günlerde CIA başkanı, Irak ve Afgan fatihi General Petraeus’un seks skandalı patlayınca zina tekrar gündeme oturdu.

Güç Testestrona Araç Mı?

Hatırlarsınız, geçtiğimiz yıllarda Başkan Clinton genç stajyer Monica’yı Beyaz Sarayın koridorlarında içtiği puroların Freudien anlamlarıyla tanıştırmıştı. Öte yandan Avusturya kökenli Hollywood yıldızı ve eski Kaliforniya valisi Arnold’un eve gelen temizlikçiden olma çocuğunu yıllarca herkesten sakladığını kim unutur?

Ekranlara doluşan balon kafalar bu tür aldatmaları hemen güçlü erkek, koltuk kabarması, ‘büyük baş’ kompleksi yaftalarına indirgediler. İnsan kendi kendine sormadan edemiyor. Gerçekten bu tür davranışlar bu kadar basit çözümlere bağlanarak açıklanabilir mi?

Başka Bulgularda Var:

Ülke Amerika olunca istatistikî veriler zebil oluyor. Verilere göre Amerikalı çiftler arasında evlilik dışı ilişki tüm evliliklerin dörtte biri. Erkeklerle hanımlar arasında dağılım aşağı yukarı eşit. Aldatan dörtte birin içinde güçlü olanlarda var. Dörtte birin çoğunluğu güçsüz ve sıradan insanlardan olduğuna göre davranışlarını açıklamakta zorlanıyoruz. Evlilik dışı ilişki davranışını güçlü erkeklerin sadece makam rantına bağlamak eksik analiz oluyor.

Cins, Cins Tekeşlilik Var:

Sosyal bilimler geliştikçe sosyal tanımlarda çeşitlenmekte. Son yıllarda tekeşlilik yeni tanımlarla tanıştı. Tanımlardan birincisi, cinsel tekeşlilik, diğeri ise sosyal tekeşlilik, olmakta. Güçlü erkeklerin davranışlarına bakarsak General Pertaeus sosyal tekeşlilikte hanımına karşı saygıda kusur etmemiş.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 03 Aralık 2012 17:47 )
Devamını oku...
 
Bir Haberin Anatomisi PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Salı, 09 Ekim 2012 15:52
Geçtiğimiz günlerde Vatan Gazetesinin dünya bölümünde bir haber yayınlandı. Haberin başlığı ‘ ABD istihbarat raporu: İsrail 2022’de yok’

İsrail’in o tarihte olup olmayacağı tartışmasına girmeyeceğim. Benim bu hafta üzerinde durmak istediğim çarpıtmalarla kamuoyunun nasıl kandırıldığı.

Haberi dikkatle okuyunca iki kaynak öne çıkmakta. Birinci kaynak, sonradan Müslüman olmuş Kevin Barrett isimli kişi ( Vatan ismini yanlış yazmış). İkinci kaynak Barrett’i kaynak gösterip bunu Türkiye’de haber yapan Aydınlık gazetesi.

Vatan gazetesi de mali güçlükler içinde olan yazılı medyada son zamanlarda gelişen ‘kes-yapıştır’ ucuz yollu basın geleneği olarak bilgiyi/haberi aktarmakta.

Birinci kaynağa yakından bakarsak, Bay Kevin sıradan bir Amerikan Üniversitesi’nde öğrenci asistan olarak bir sömestr ders vermeye kalkışmış. Vereceği ders dünyada din konuları üzerineyken alenen komplo teorileri üzerine konuşmaya başlayınca öğrenciler şikâyet etmiş ve ders iptal edilmiş.

Kevin Bey o günden sonra bol, bol İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi TV kanalında boy gösterip Amerika ve İsrail konusunda komplo teorileri üretmekte. Teorilerinden biriside 9/11 İkiz Kuleler saldırılarının aslında bir Amerikan-Yahudi işbirliği olduğu.

Kevin Bey’in tüm söyledikleri Ayetullahların yönettikleri İran’da, dini yönetimin söylemini dile getirmekle görevli Ahmedinejat’ın söyledikleriyle birebir örtüşmesi.

Gelelim Vatan’da yayınlanan habere. Haber kaynağı Kevin Bey’e göre 16 Amerikan kuruluşu bir rapor yazmış. İsrail’in ayakta kalması mümkün gözükmüyormuş. Ayrıca Kissenger bir gazeteye demeç vermiş o demece göre de 2022’de İsrail yokmuş.

Merak ettim, Alman Musevi’si Amerika’nın Dış İşleri Bakanlığı yapmış, Vietnam savaşını sonuçlandırmış efsanevi bir diplomat Henry böyle konuşur mu? Diyerek demeci izledim. Kissenger’in bu şekilde herhangi bir ifadesi yok. Haberde söz konusu olan 16 istihbarat kuruluşu da güvenlik konusunda çalışan bütün kurumlar çarpıtılarak sayı yüksek gösterilmiş bir olgu. Bu tür konularda iki kurum rapor yazar, birisi CIA diğeri ‘Ulusal Güvenlik Konseyi’. Onlarında yayınlanmış böyle bir raporu yok.

Son Güncelleme ( Salı, 09 Ekim 2012 15:54 )
Devamını oku...
 
Mahallede Demokrasi PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Salı, 25 Eylül 2012 16:23
Pazar günü Obama 2012 seçim etkinliği için bir ev davetine gittim. Gözlemlerimi sizlerle paylaşmak arzusundayım. Amerika konusunda doğru yanlış değişik görüşler medyada sıkça yer almakta. Bende özünde basit fakat sembolik bir olayı sizinle paylaşarak demokrasiyi özümleme konusunda katkım olsun istedim.

Önce Mekân:

Davet ABD’nin başkenti Washington’un banliyösü Takoma Park isimli bir yerleşim birimindeydi.

Takoma Park sosyal demokratların, yaşlı hippilerin, çevrecilerin yaşadığı Amerikan ölçülerine göre ilerici bir semt. Bu semtte iki katlı makul boyutlu bir evin bahçesinde yaklaşık 90 kişi bir araya geldi.

Davete katılım şartı adam başı $75 doları Obama’nın Seçim Fonuna yatırmaktı. Davetliler evin bahçesinde toplandılar. Bahçenin bir köşesine dört kişilik bir oda orkestrası yerleşmiş. Müzisyen komşulardan birisi üç arkadaşını da almış, klasik müzikle davete katkıda bulunuyor. Diğer bir köşede iki komşu ufak bir bar kurmuş davetlilere su, meyve suyu, bira ve şarap ikramında bulunuyor. Sert içki yok.

Bahçenin diğer köşelerine yerleştirilmiş uzun masalarda organizasyonu düzenleyen hanımların hazırladıkları yiyecekler var. Tabaklar kâğıt, bardaklar, çatal bıçak plastik. Saat akşamüstü 5, nefis bir güz havası, sararan yapraklar arasında davetliler muhabbet etmekte. Ev işi mezeler lezzetli. Etrafta dolaşan Obama tişörtü gençlerin dışında fazla genç insan yok. Yaş ortalaması +40 erkek kadın oranı aynı.

Devamını oku...
 
Mitt ve Barack Sahne Aldılar PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Salı, 11 Eylül 2012 16:13

Geçtiğimiz iki hafta içinde Amerika’da en büyük medya olayı önce Cumhuriyetçilerin arkadan Demokratların kongreleri oldu. Kongre sonuçları baştan bilindiği için kongre içi seçimler fazla ilgi çekmedi.

Esas ilgi odağı her iki partinin bir ve iki numaralarının konuşmaları oldu. Doğal olarak ‘First Lady’ ve adayının konuşmaları da merak konusuydu. Bütün bu önemli konuşmalara ilaveten eski Demokrat Başkanlardan Bill Clinton’un konuşması bence demokrasi özümlemesi açısından kayda değerdi.

Cumhuriyetçiler Ne Diyor?

Cumhuriyetçiler devlet çok büyüdü, bütçe açığı patladı Obama’nın ulusal sağlık sigortası bizi batıracak görüşündeler. Genç ve dinamik Başkan Yardımcısı adayı Paul Ryan yeni bütçe modeli öneriyor. Cumhuriyetçiler Obama’nın ve Demokratların Amerika’yı iflasa götürdüğünü savunuyor. Söylemleri tamamen iç politikaya yönelik ve dış politikayı es geçiyorlar.

Demokratlar Ne Diyor?

Biz ekonomiyi düzelttik ama devraldığımız çöküntü tarihin en büyük ekonomik daralmasıydı daha zamana ihtiyacımız var görüşündeler. Başkan Yardımcısı Biden sizin başlattığınız iki savaşı bitirdik, imalat sanayi ve özellikle otomotiv sektörünü kurtardık şimdi sıra konut sektöründe yorumunu tekrarlıyor. Başkan Obama şimdi bütçeyi kısamayız, ekonomiyi canlı tutmamız için devletin harcama yapması gerekmekte iddiasında. Obama bütçeyi planlı bir şekilde denkleştirelim aniden frene basmayalım söylemini vurguluyor.

Son Güncelleme ( Perşembe, 13 Eylül 2012 20:34 )
Devamını oku...
 
KİM KİMİ ÖPÜYOR? PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Çarşamba, 27 Haziran 2012 20:49
Suriye konusunda son aylarda yazdıklarım arşivde. Sloganlarla düşünen bir toplumuz. İdeoloji göre fikir oluşturan ahali olduk. Facebook sosyal medyasının deyimler ve güzel sözlerden taşması bu olgunun en güzel göstergesi.

Medya’da Analitik Düşünme Yok:

Suriye’de aylardır devam eden ciddi bir kriz var. Türkiye uçağının düşürülmesi krizi Türkiye açısından başka bir aşamaya taşıdı.

Etraflı ve dikkatli düşünmek zorundayız. Bakıyorum bu konuda fikir beyan edenler tamamen kendi ideolojilerine göre yorumlarda bulunuyorlar. AKP ve Erdoğan karşıtı olanlar hükümeti yetersiz güçsüz ve aciz göstermek yarışında. O kadar ki bazıları Kıbrıs savaşı, Kore savaşını bile örnek göstererek dijital tamtam müziği yapıyor.

Dolduruşa Gelmeyin:

Sloganlarla konuşan toplumlar komplo teorileriyle düşünürler. Tartışmalar bitmez. Türkiye her zaman yabancı istihbarat örgütlerinin oyun alanı olmuştur. Karakaşından kara gözünden değil oturduğu mahalle itibarıyla Türkiye yabancı ajanlar için cazibe merkezidir.

Bu cazibeye Türkiye medyasının tarihsel yabacı güçlerle organik işbirliği eklenince kimin kimi öptüğü belli olmuyor.

Ever ABD için Türkiye kritik bir ülke ve çıkartılan haberlere göre CIA ajanları Güney Doğu’da ‘cirit atıyor’. Doğrudur. Ama emin olunuz İran’ın ve Suriye’nin ‘cirit atanları’ Jonileri üçe katlar.

İstihbarat bağlantıların medya uzantıları da aynı şekilde orantılı

Suriye Konusunda Oyuncuları Tanıyalım:

Unutmayalım Suriye Esad’nın babasından bu yana Sovyet uydusuydu. Bunun nedenleri Esad’ın Suriye’de ki azınlık Alevi grubunla Suriye’yi yönetmesi ve ABD’nin evladı İsrail’e karşı denge oluşturmasıydı. Sovyetler bitti ama geleneksel ilişkiler ve silah ticareti bitmedi. Kaldı ki Batı ve NATO İsrail ve Türkiye’ye tehdit unsuru olduğundan Suriye’ye zaten silah satmıyordu.

Sovyetlerin ölümü ve İran’da İslami rejimin doğuşu Suriye için İran dostluğunu birazda mezhep ilişkisiyle pekiştirerek mantık beraberliğine taşıdı.

İran’ın Amerika’yla kendi tarihsel hesaplaşması ve İslam dünyasında lider görünmek için sürdürdüğü anti-İsrail retoriğiyle İran Amerika’nın kimyasını başarılı bir şekilde bozdu. Sürekli olarak nükleer tehdidi gündemde tutan İran Amerika’yı iyiden iyiye germiş durumda. İran açısından başarılı bir dış politikadır.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 02 Temmuz 2012 17:59 )
Devamını oku...
 
Sünnet Ve Kemalizm PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Pazartesi, 28 Mayıs 2012 02:16
Başlığı okuyanların aklı güneye yönelmiş olabilir. Bu haftaki konumuz erkek çocuklarının başından geçen tecrübe değil. Bu seferki analizimiz bugün Türkiye’de günlük hayatın her köşesine yansımış olan ideolojik bir çatışma. İdeolojik olduğu içinde bir o kadar da çözümü zor.

Fenerbahçe, Şike ve Cemaat spekülasyonları gündemde. 19 Mayıs kutlamalarının içeriğin ne olması gerektiği tartışma konusu. Bu başlıklar güncel olarak su üstüne çıkmış birkaç popüler konu. Suyun altında kalan bölümde ise yargının bağımsızlığı, medyanın bağlantıları, TSK’nin yaşadığı Ergenekon, Balyoz vs. gibi olaylar yatmakta.

Ve Sünniler Muktedir Oldu:

2010 senesinin Aralık ayında yaptığım analizin başlığı Sünnilerin iktidarı ele geçirmeleri üzerineydi. Evet, Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 80’ni Sünni ve bu grubun yüzde 75’de dindar. Sonuçta yüzde 60 toplam oy merkez sağa gidiyor. Yüzdeler fazla oynamaz. Sembolik olarak bakarsak Cumhurbaşkanı’ndan Dışişleri bakanına kadar icraatı başı ilk 5 makam sahibinin eşlerinin 5’ide türbanlı. İktidar duruş olarak inancının resmini çiziyor.

İstanbul’un eyyamcı sermayesi ve sahip olduğu medya zamanında Özal’la yalakalık yapıp arkasından ‘Sünnileşme’ sürecini başlatmakla suçlarlardı. Tabii ki yanlış bir teşhisti. Türkiye’nin Sünnileşme süreci aslında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu laik cumhuriyetle kesintiye uğramış bir süreçti. ( Aşağıda biraz açacağım)

Mustafa Kemal Paşanın bizzat kurdurttuğu ikinci parti, ‘Serbest Fırka’ kontrolden çıkınca sürecin önü kesildi. Arkasından Menderes’in asılması süreci tekrar rafa kaldırdı. Demirel ve Ecevit’i lider olarak oynak ve karışık kafalı kabul edersek bu süreçte belirleyici olmadıklarını söyleyebiliriz. Süreç tekrar Özal’la ivme kazandı. Ancak konuya tamamen damgasını vuran ve sahip çıkan Erdoğan’dır.

Yerli burjuvanın yeşermesi, soğuk savaşın bitişiyle Pentagon TSK işbirliğinin azalışı ve darbe kapısının kapanması,dijital medyanın tekelci İstanbul medyasına alternatif olması Erdoğan’ın inatçı kişiliğiyle birleşince, Sünniler şaha kalktı.

Gül’ün Çankaya’ya çıkışı, HSYK’nda mevcut kliklerin dağıtılması ve TSK kanunda yapılan değişiklikler Sünniler açısından ‘trifecta’ denilen ilk üçün sıralı kazanımı oldu.

Son Güncelleme ( Salı, 29 Mayıs 2012 16:30 )
Devamını oku...
 
Biracılar Avrupa’sı PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Pazartesi, 14 Mayıs 2012 16:00
İnsanların, koşullanmış alışkanlıklarından vazgeçmeleri zor. Fransa ve Yunanistan’da siyasetçiler bir kere daha bunu öğrendiler. İyi niyetle, Avrupa’da savaşları bitirmek için kurulan ve yeşertilen AB çatırdıyor.

Bazı değerli beyinler konuyu ekonomik kriz olarak ele alıyor. Konu kriz olunca tartışma standart kalıplar içinde kalıyor.

Fransa’da yeni seçilen başkan büyümeye yönelik programlar mı uygulasın yoksa Alman usulü mali disiplin ve anti enflasyonist politikalar mı uygulansın şeklinde ucu açık tartışmalar yaratılıyor.

Bence bu tür tartışmalar sadece gerçeklerden uzak değil aynı zamanda zaman kaybı. Bugün Avrupa’da yaşanan olaylara kriz denilmesi sadece naiflik olur.

Avrupa’da yaşananların bir çok yönü var. Yaşanan olayların tarihsel açmazlara, ulus devletin tanımına, kapitalizmin geleceğine ( dolayısıyla sosyal devletin sınırlarına), sermaye-emek çatışmasına ve yeryüzü-insanoğlu ilişkisine kadar uzanan bir çok nedeni bulunmakta.

Bu sorunların bazıları 19.yüzyılda da vardı. Ancak Birinci ve İkinci Dünya savaşları bu sorunların çözümünü erteledi. Şimdi çözümün içine teknoloji ve yeni medya, çevre ve enerji gibi yeni değişkenlerde girince çözüm bir o kadar zorlaştı.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 14 Mayıs 2012 16:02 )
Devamını oku...
 
Esad Kürt Devletinin Anası Olur Mu? PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Cuma, 04 Mayıs 2012 04:57


Daha önce Suriye üzerine iki kez yazdım bu da üçüncü yazım. Suriye’de çatışan taraflar ölüm-kalım mücadelesi vermekte. Çatışma uzadıkça bugüne kadar olaylara mesafeli duran Suriye Kürtlerinin denge unsuru olarak önemleri giderek artmakta.

Suriye’yi bugüne kadar yöneten Nusayri/Alevi azınlıkla nüfusun çoğunluğunu teşkil eden Sünniler arasında duran Suriyeli Kürtlerin terazinin ibresini değiştirme güçleri var. Bu gücün başlıca iki nedeni bulunmakta. Birincisi, Suriyeli Kürtler azınlıkların arasında yegâne Müslüman gruplar. İkincisi, Irak’ta yaşanmakta olan Kürt Rönesanssı, Suriyeli Kürtlere ilham kaynağı olmakta.


Suriye’nin Kürtlere Yaklaşımı:

Geçmişte P.K.K. güçlerine ev sahipliği yapmış olan Suriye yönetiminin kendi vatandaşı Kürtlere kötü davrandığı bir sır değil. O kadar ki Suriye’nin devletçi Baas partisi yönetimi 60lı yıllarda Suriyeli Kürtleri tamamen izole etmiş ve Hitler Almanya’sı benzeri kimlik taşımaya mecbur kılmıştır. Kürtlerin yaşadıkları, Suriye için zenginlik kaynağı olan mümbit toprak hızlı bir şekilde Araplaştırılmıştır.

Yaklaşık yarım milyon Kürt yabancı ( ecnebi) sayılmıştır. Bu insanlara Suriye vatandaşlığı ve pasaport verilmemiştir. Ayrıca nüfus sayımlarında gözükmeyen Kürtlere de ‘maktum ‘ yani kayıtsız kuyutsuz uygulaması yapılmıştır. Bu insanların doğan çocukları anne babaları ecnebiyse ecnebi sayılmıştır. Eğer anne babadan birisi maktumsa veya anne Suriyeli fakat baba ecnebiyse, doğan çocuk yine maktum sayılmıştır. Bu insanlar kendilerini diğer Suriyelilerden ayıran kırmızı renkli bir kimlik taşırlar.

Bugün dahi Suriyeli Kürtlerin kendileri veya çocukları Suriye vatandaşı sayılmamaktadır. Essad son günlerde zorlanınca bu statü değişimini bir havuç olarak kullanmaya başlamıştır. Doğan çocukların üzerinden kan bağlantısı süren bir rejimin değerlendirmesini sizlere bırakıyorum. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin geçmişte bu veya buna benzer bir uygulamaya maruz kalmamış olması da Türkiye’nin göreceli olarak bölgesinde daha ileri demokrasi olduğunun ayrı bir göstergesi olduğu belirtmekte fayda var.

Son Güncelleme ( Cuma, 04 Mayıs 2012 05:00 )
Devamını oku...
 
EYY AMERİKAN GENÇLİĞİ! PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Salı, 17 Nisan 2012 16:07
ABD’yi kuranlar büyük çiftlik sahipleri olduğu için kurucu babaların ‘Gençliğe Hitabeleri’ yok. Eğer böyle bir Hitabeleri olsaydı ve Amerikan gençliğine göreve çağırsalardı, herhalde ‘ Birinci vazifen, Borçlarını ödemektir !’ derlerdi.


Değerli Dostlar bu haftaki analizim Amerikan genç kuşağının ekonomik kuşatma altında olması.


Durumları Parlak Değil:


Tunus’ta, Mısır’da ve diğer ülkelerde gençler toplumsal değişimleri tetikliyor, batıda bu daha uzun bir süreç. Birincisi kurumlar daha güçlü ve köklü ikincisi genel ekonomik seviye değişimi zor kılmakta ( Zincirlerden başka kaybedecek şeyler var )


Amerika’nın birde özel konumu bulunmakta, ABD çağdaş anlamda yegâne dünya çapında imparatorluk olduğu için Amerikan sosyal olayları dünyayı etkiliyor.


Roma tarihinden bu yana açık uçlu tartışmadır. İmparatorluklar nasıl çöker? Çökme içerden mi başlar dışarıdan mı? Çökme hızı ve zaman süreci nedir? Bunlar ilginç ve cevabı zor sorulardır. Örneğin Roma İmparatorluğunun çökmesi asırlar almıştır. Aynı süreç Osmanlı İmparatorluğu içinde geçerlidir.


Tabii bu süreç yaşanırken o imparatorluğun üyelerinin günlük yaşam içinde çöküşü nasıl algıladıkları ya da algılayamadıkları da ayrı bir hikâye. Klasik örnek biyolojiden verilir: Kaynayan suya atılan kurbağa can havliyle zıplar ve kurtulur. Buna karşılık ılık suya atılan kurbağa, yavaş yavaş ısınan suda gelişmelerden bihaber kaynayıp gider. İmparatorluklar da çöküşü birebir yaşayan kuşakların sonu da işte bu biçim oluyor bazen.


Gelelim Rakamlara:


1984 senesinde net varlık olarak 65 yaş ve üzeri Amerikalıların varlığı $ 120 bin. 35 yaş ve altı Amerikalıların net varlığı $11 bin 500. 2009 yılına geldiğimizde aynı rakamlar $170 bin ve $ 3 bin 600. Açıkçası çeyrek yüzyılda yaşlı Amerikalılar biraz daha zenginleşirken genç kuşak korkunç bir varlık kaybına uğramış. Güncel rakamlar elimde yok ama sanıyorum gençler bugünlerde sıfır veya sıfırın altında. Başka bir deyişle yaşlı Amerikalıların net varlığı ( Varlıklar- Yükümlülükler ) yüzde 42 artarken genç Amerikalıların ki yüzde 68 düşmüş.

Son Güncelleme ( Salı, 17 Nisan 2012 19:36 )
Devamını oku...
 
ENTELLEKTÜEL FAHİŞELER PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Cuma, 30 Mart 2012 19:31

Son günlerde özgür basın, yandaş medya, hedef gazeteciler, MİT'çi gazeteciler, postal yalayan gazeteciler, şovenist medya gibi bir dizi slogan havada dolanıyor.


Bu haftaki analizime bu konuda yayınlanmış tarihi bir örnekle girmek istiyorum. Öncelikle hatırlatmakta yarar görüyorum. Türkiye medyası, padişah Abdülhamit döneminde hızlanan batılılaşma ve değişim ortamından bu yana taraflı olmuştur. Ya iktidardan yana ya dış güçlerden yana olma geleneği kemikleşmiş bir unsurdur. Batı dilinden alıntı 'Journal' gazete anlamına gelen bir kelimedir. Padişaha 'Jön Türkleri' ihbar edenlere 'Jurnalci' lakabı takılmasıyla kelimenin evrim geçirmesi tesadüf değildir.


Bu satırları takip eden bilinçli okurlar 'önüne konulanı yemeğe alışkın' sürü toplumundan farklı bir toplum mücadelemi bilirler. Bu haftada bu konuyu irdeleyeceğim.


Ancak öncelikle yakından takip ettiğim, hiciv yeteneği yüksek genç köşe yazarı Oray Eğin'den bir alıntı yapmak istiyorum. Eğin 3 Ekim 2011 tarihinde Akşam'da ki köşesinde veda yazısında aşağıdaki girişi yazmıştı:


' Ben bu geneleve 16 yaşında düştüm. Kapıdan girer girmez içerisinin tahmin ettiğimden bile daha kirli, tavizlere daha açık olduğunu anladım. Fakat içeri bir girdin mi bir daha çıkamıyorsun. Bakire kalacağımı düşünecek kadar aptal değildim tabii ki, ama kendimi 'Ruhuma asla!' diye teselli ettim, buna sadık kalmaya özen gösterdim.
Gazeteciliğin herkesle yatağa girip kimseden hamile kalmamak olduğunu da erken yaştaki tecrübelerimden öğrendim'

 

Devamını oku...
 
Türkiye’yi Kaç Kişi İdare Ediyor PDF
engincivan tarafından yazıldı   
Çarşamba, 29 Şubat 2012 06:19

  

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir istatistik verisi beni yıllar öncesine götürdü. Bundan yaklaşık 20 küsur sene önce takdir ettiğim bir mesai arkadaşım olan Kenan’a söylediklerimi billur bir pınar gibi hatırlıyorum. ‘ Sen sandıktan çıkan oylara bakma. Son analizde Türkiye’yi 2500 kişi yönetir’ diye uyarmıştım dostumu. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra bana hak verdiğini söylemişti arkadaşım.

 

Konuya bu şekilde yaklaşınca haliyle ortaya bir soru, birde kavram kargaşası çıkmakta. Soru doğal olarak kim bu 2500 kişi ve bu yaklaşım hala geçerli mi?  Bu hafta bu sorunun cevabını analiz edeceğim.

 

Önce isterseniz kavram kargaşası nerede ona bakalım. Başlıktaki kelime tesadüfen seçilmiş değil. Neden ‘ İdare’ fiilini kullandım da, ‘ Yönetmek fiilini değil. Belki biricisi eski ötekisi yeni Türkçe şeklinde düşünebilirsiniz ama benim yaklaşımım farklı. Yönetmek çağrıştırdığı kavram ve ruh hali olarak belirli bir kontrol hissini beraberinde getiriyor. Hedef tespit edilmiş, yol haritası elde riskler ve tehlikeler tanımlanmış. İdare etmek ise daha sulandırılmış bir kavram.  Günü kurtar, durumu idare et, ‘yapıyormuş gibi’ davran, cinsinden. Son günlerde kabaran Osmanlı merakına iz düşersek,  ‘İdareyi Maslahat’ yani statükoyu koru duygusunu çağrıştıran bir fiil idare etmek.

  

Kim Bu 2500 Atlı?

 

‘Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik’, demiş şair.  2500 atlı olarak bizimkiler acaba ne kadar neşeliler.  Neşeleri çocuklar gibi mi, bıyık altından mı gülüyorlar. Yoksa mühim adam havasında somurtkan suratlarıyla egoların mı bilemekteler.  En iyisi gelin bence konumlarından yani bindikleri atlardan hareket ederek 2500 süvariyi tanımlamaya çalışalım.

 

Seçilmişlerden başlayacak olursak ‘İcraatın’ başı ve ekibi kesinlikle bu gruba dâhil. Ana muhalefet? Eh işte. Belki kendi bankaları üzerinden etkili olabilecek üç beş atlı. Atanmışlara bakacak olursak, Adalet grubu bir hayli kalabalık. Yargıda bol binek atı var. Eğere kurulan gruba dahil olmakta. Diyanet güçlü bütçesi nedeniyle, Maliye ‘top attırma gücü’ açısından sipahi katkısı yüksek kurumlar. Genel ve özel kurmaylarımızı da listeye eklemeden olmaz. Netekim onlarında vatanı özellikle de iç düşmanlardan koruma görevi, kutsal bir atanmışlık olarak vücut bulmuş.  Son olarak Vakıfları da bu guruba eklersek, Ankara’da sayım işimizi bitirmiş oluruz.

 

Artık gözlerimizi İstanbul’a çevirirsek orada hangi binek atına hangi süvariler binmekte yakinen görebiliriz. Tabii bunun için İstanbul’da At Meydanı’na gitmemiz gerekmiyor. (Oralarda at izi it izine karışmış olabilir). Bizim için ekranlarda haberleri pişirenlere, gazetelerde manşetleri atanlara, köşelerinde bağlı oldukları mercilere servis yapanlara bakmak yeterli.

 

Birde özellikle patronlar arasında göz gezdirmekte fayda görüyorum.  Kendi işinde gücünde savaş veren girişimci çok. Onları söz konusu süvari grubundan tenzih ederim. Ancak gümrük duvarları, döviz kuru, medya sübvansiyonu, faiz oran gibi faktörlere geçimini bağlamış olanlarda var. Kendilerini hedef göstermemek için genelde Ankara’da ata binmiş dublör süvari kullanırlar. Bir ipucu vereyim. Sizler onları her kokteylde boy gösteren vatandaşlar olarak tanıyabilirsiniz. İşte onlarda bu süvari ekibinden.

 

Gelelim İstatistik Verisine:

 

Açılış cümlede söz ettiğim veriyi unutmadım. Ankara’da bir kurum var. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu. Rakam onlara ait. 74 milyonluk bir ülke olan Türkiye’de sadece 45 bin kişi evet toplam nüfusun sadece yüzde 0,1 ( yanlış okumadınız yüzde sıfır nokta biri) ülkedeki toplam tasarruf mevduatının yüzde 47 sini elinde tutuyor. Sizin anlayacağınız 75 bin kişi bu ülkenin toplam tasarrufunun yarısına sahip. Titanik gemisini batıran buzdağının görünen kısmından bile daha vahim bir oran.

 

 Basit bir hesapla 75 bini bölü 2 bin 500’e eşittir 30. Demek ki kanat önderi olarak kamu oyunu oluşturan 75 bin kişinin arasından her 30 kişide biri lider olarak ata binmiş. Sonuçta benim 2500 kişilik benzetmem o kadar da abartılı gözükmüyor değil mi efendim.

 

 Peki değişen bir şey yok mu?

 

Toz Duman Dağılınca:

 

Türkiye’de okur-yazarların kronik hastalığı olan toplum mühendisliğine soyunmak istemiyorum. Beni aşar. Uzaktan bakmanın getirdiği bağışıklıkla kronik hastalığa bulaşmadan gözlediğim şu:

 

Ergenekon, Şike, Bedelli Askerlik, Anayasa Değişikliği, Kıbrıs Sorunu, HSYK, Cemaat, Kürt Açılımı ve benzeri birçok konu başlığının kökünde 2500 süvarinin kim olacağı kavgası yatmakta. Bu sorun bir defa çözüldükten sonra 2500 sayısı değişir mi?

 

Hep beraber göreceğiz.

 

28Şubat 2012

        
Son Güncelleme ( Çarşamba, 29 Şubat 2012 06:36 )
 
Diğer Makaleler...
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>

Sayfa 4 > 6

Makaleler